27 Kasım 2011 Pazar

Düdüklü Tencere

   Bu sabah uyandığımda kendimi ifade edeceğim tek kelime düdüklü tencere oldu. Neden bilmiyorum ama içim fokur fokur kaynıyor sanki. İçimdekileri yavaş yavaş dışarı atmazsam patlayabilirim. Tehlike arzedebilirim etrafıma. En iyisi hafif hafif içerdeki buharı  dışarı vereyim de ortaya karışık, lezzetli bir şeyler çıksın...
   Yapmak istediğim  o kadar çok şey var ki aklımda, gün geçmiyorki listeme yenisi ekleniyor. Zamanımız kısıtlı bu dünyada ondan bu telaşım aslında. Amaaan sonra yaparım diye atamıyorum ki kenara. Ya ''sonra '' yoksa?. Ne zamana kadar ''sonra''ları yaşayacağımız meçhul.  Beni böyle düşünmeye  iten en büyük sebep en yakın çevremden kaybettiklerim oldu sanırsam. Telaş içinde yaşamına bir çok şey sığdırmaya çalışmak yoruyor haliyle beni. Ama olsun tatlı yorgunluklar bunlar, şikayet etmeyeceğim bu kez.

  Yaşamayı seviyorum hem de dolu dolu. Yaşamak istediğim herşeyi sıraya koyuyorum ve teker teker yaşıyorum. Evli ve çocuklu olmayı hayatımda bir engel olarak düşünmedim hiç.Böyle düşünen ve yaşayanlarla ise  ilişkilerim gittikçe zayıflamakta. Ben evlenip ve çocuğu olup değişenlerden de değilim.Öncesinde nasılsam şimdi de öyleyim. Çocuğum olmadan yaptığım tüm çılgınlıkları bugün de yaparım adım gibi biliyorum. Bir dakika bile düşünmeden hem de , çünkü ben herşeyden önce kendim için yaşamalıyım.Bu noktada  Klasik Anne olamayacağım üzgünüm. Herşeyden önce çocuğum gelir diyemem ,desem yalan olur. Bazı durumlar hariç tabii ama onun dışında  herzaman hayatımın ortasında yeralmayacaktır. Kızımlayken yaptıklarım yapacaklarımın garantisidir diyebilirim çok rahat.  Hayatıma giren o küçük varlık bana ne çok şey kattı bir bilseniz. Hayatı daha yakından görmemi sağladı ve hayatta yapılabilecek daha nice güzel şeyler olduğunu gösterdi. Çocuklu olmak uzaktan görüldüğü gibi değilmiş bunu evli ve çocuklular klubünün içine girince anladım.  Monotonluktan epey uzak , renkli, heyecanlı ,eğlenceli bambaşka imiş meğer.  Hele öyle korkulacak bir şey hiç değilmiş. Anne olmak insanın hayal gücünün sınırsızlığını bir kez daha kanıtladı bana.  Bir canlı üretmiş olmanın verdiği mutluluk ise paha biçilemez. Yaratıcı olmak; kendi vücudundan ve ruhundan bir parça sunmak hayata. Ne iyi olmuşta yaratılmışız ve yaratmışız diyorum bazen kendi kendime. Yeni bir varlık yaratmak beni de baştan yaratmış ,ruhumu tazelemiş adeta .
Gerçi  üretmek her anlamda insana iyi gelen bir şey değil midir zaten?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder